I

“Birazdan okuyacağınız satırlar ele geçirilmiş bir günlükten kopyalanan satırlar değildir.
Bu satırlar keskin bir aklın ve amansız bir gözlem gücünün buz gibi bir yansımasıdır.
Sınıflı toplum, tüm erdemleri yok eder. Bunun temelinde meta fetişizmi ve paranın
dönüştürme gücü yatmaktadır. Para, şeyleşmenin en etkin vücut bulmuş halidir. Erdem,
devrimcidir. Bu hikâye, erdemini satılığa çıkarmış, çürümüş ve yozlaşmış bir gazetecinin
ifşa edilmesi çabasından başka bir şey değildir.”
Kırk yaşıma bastığım bu günlerde neden bir günlük yazma ihtiyacı duyuyorum? Bedbaht
geçen çocukluğumun bunda etkisi büyük olsa gerek. O günlere dair şeyleri çoğunlukla
hatırlamak istemediğim için kırkımdan sonra günlük yazmaya karar verdim. Bu küçük itirafın
ardından defterimle dertleşmeye, yüzüme geçirdiğim bu acı verici maskeyi çıkarmaya
başlayabilirim.
Üniversite hocalığına karlı bir anlaşma sonrasında adım atmış bulunmaktayım. Hem bu tek
taraflı çıkarların söz konusu olduğu bir anlaşmada değil. Güzel kadınların okuduğu ve 20’li
yaşlarımda hayalini kurduğum şeylerin gerçekleşmesini de sağlayacak bir fırsat. Henüz parayı
ve şöhreti bulmadığım yıllar mastürbasyon işkencesiyle geçen korkunç yıllardı. O dönem
yüzüme dahi bakmayan, beni yakışıklı bulmayan ve aşağılayan kadınlardan intikamımı alma
vakti gelmişti. Paralı eğitimden ve eşitsizlikten yana bir adamım; ancak asla kendimi böyle
yansıtmamam gerektiğini ve halkımın ‘klitorisini’ okşamayı bilecek kadar zekiyim. Tek tatsız
nokta, üniversitenin şehrin epeyce dışında olması diyebilirim. Tabii bunu da bir avantaj olarak
değerlendirmeyeceksek eğer. Sabahın altısında kapıya dayanan servis yüzünden evden
çıkmak zorundayım. Kanaldaki işler yolunda; as adam olmama kesin gözüyle bakılıyor. Güzel
asistanım yazımın gazeteye yetiştiğini ve her şeyin yolunda olduğunu belirten bir mesaj atmış.
Yazılarımı artık kendim yazmıyorum. İktidarın bu noktasına geldiğinizde böyle zahmetlere
kapılmanıza gerek yok. İstanbul, anlaşılan yine soğuk bir kış geçirecek. Arabanın kaloriferi
çalışmasına rağmen paltoma iyice sarınıyorum. Sevimsiz servis şoförüyle zoraki konuşuyor
ve genel dertlerini dinliyormuş gibi yapıp, suratıma ebleh bir ifade yerleştirip tebessüm
ediyorum. Oysa şuan aklımdan geçenleri bilse servisimizin şarampolden yuvarlanacağına
emindim. Okulun ilk gününde tanıştığım 20’lik çıtırla romanlar ve şiirler hakkında
konuştuktan sonra boş bir sınıfa geçiyoruz; o önümde diz çökerken sessiz sınıfta fermuarımın
açıldığını duyuyorum. Birazdan sıcak dudaklarını ve hareketli dilini en derinimde
hissediyorum. Bana kızdığını hisseder gibiyim sevgili günlük. Ancak ben üniversiteye
çocukların yeni şeyler öğrenmesi ve daha iyi bireyler olabilmeleri için gitmiyorum. Ben bu
dünyada sadece kendim için yaşamayı ve sadece kendi çıkarlarımın peşinde koşmayı çok iyi
öğrendim.
Bu plazalar, parlak spot ışıkları, sosyal medya takipçi sayısı hepsi yedi katmanlı bir
makyajdan ibaret. Her katmanında ayrı bir renk ve her katmanında ayrı bir pislik var. Kimse
sizden pisliğin içerisinde oturmuşken dürüst olmanızı bekleyemez. Bu yüzden üniversitenin
ilk gününde sinsi planlarımı ve kendi tuzaklarımı kurmakla meşguldüm.

“Gazetecilik sınıfının değerli öğrencileri ve siz güzel kızlar. Yeni dönemde artık içeriden bir
isim; yani ben size hocalık yapacağım. Ne çirkin söz! Bu kavramı hiç sevmem! Sizin
rehberiniz olacak ve sizlerle birlikte ben de öğreneceğim. Hepiniz ‘C’ kanalından zaten
tanıyorsunuz. O yüzden sadece şunu belirtmekle yetineceğim. Emeğin ve alın terinin hakkını
savunanlardanım. Korkmadan söyleyebilirim ki devrimci görüşlere sahip bir gazeteciyim”
Çocuklar etkilenmişe benziyorlardı. Sık yinelenen sözleri ve sosyalizan tavırları herkes sever.
Mesele çok göz önünde olmayan bir şeyi iyi pazarlayabilme meselesidir. Ben de kendimi iyi
pazarlayanlardanım. İmajlar ve reklamlar dünyasında her şey böyle. Neyse tüm sevimsiz
ayrıntıları geçelim ve işimize odaklanalım. En önde oturan ve her dediğimi not alan çalışkan
güzele dikkat kesiliyorum. Bana hayranlıkla baktığını ve beni bir yerlere gelmek için basamak
olarak kurguladığını o an ve o dakika anlıyorum. Aynı yollardan geçmiş insanlar birbirlerinin
izini rahatlıkla tanırlar. Bir dahaki gelişimde sana o güzel kızı ve yakınlaşmamızı
anlatacağım. Günlük yazmanın iyi yanlarından biri size itiraz edemiyor olması. Egonuz ya da
megalomaniniz bu düzeydeyken içinizi dökmek için günlük biçilmiş bir kaftan. Başardığım
gün kalemi elime alacak ve tüm bunları katıksız bir gerçeklikle kâğıda dökeceğime söz
vermiştim. Evlilik yüzüğümü banyoda lavabonun üzerinde bırakıp, suyu açıyorum. Sınıfta
bugün gördüğüm kadının hayaliyle kendimi sonsuz fantezi dünyamın kollarına bırakıyorum.
Hayatımda bu kadar iyi boşaldığımı hatırlamıyorum.

Yazan: T.Hardy