“Özel mülkiyet yalnızca insanların değil aynı zamanda şeylerin bireyselliğini de yabancılaştırır” ¹

Zamansız bir günlük olur mu? Günlük zamanı durdurmak için beyhude bir çabadan öte bir şey olabilir mi? Günlüğüme tarih, gün ya da saati not etmiyorum. Yazılanları tek bir ana sıkıştırmak insanlığa karşı egoistçe işlenmiş bir suçtan başka bir şey değildir. Burada okuduklarınız sınıflı toplum yaşadığı sürece gerçekliğini ve güncelliğini kaybetmeyecektir.

İlk kar tanesi düşerken omuzlarıma soğuk havayı ciğerlerime dolduruyorum. Üniversiteye giderken asla tanışamayacağım milyonları ardımda bırakıyorum. Dünya dönerken çevremde, biliyorum ölüm kapımı çalana dek, dünyanın benden ibaret olduğunu biliyorum. Banyoda bıraktığım gayri resmi cesetlerimin çetelesini tutmuyorum. Hiçbiri onun içinde hissettiklerimi bana yaşatmaya yetmeyecek. Sınıfa girilir, kitap okumayan bir yığın aptalın alık bakışları altında kişisel ritüellerimi yerine getirip, ders arasına çıkıyorum. Hayallerimi süsleyen toy kadın karşımda, sivilceleri renkli gözlerinin güzelliğini örtmeye yetmiyor. Şimdi, karşılıklı konuşabiliyor olmamıza ben dahi inanamıyorum. Ceyda renkli gözlerinin farkında ve silahlarını gözlerimin tam içine doğrultarak:

“Hocam, önereceğiniz her kitabı not almak istiyorum. Sizin gibi değerli bir insanla aynı çatının altında olduğum için kendimi çok şanslı hissediyorum”

“Böyle güzel gözleri olan bir kadınla aynı çatının altında olduğum için ben kendimi daha şanslı hissediyorum”

Sözlerimi en keskin perdeden seçmiş ve tebessüm etmiştim. Karşınızdakinin tepkisini ölçmek istiyorsanız her zaman en cesur ve en yalansız cümleleri seçmeye çalışın. Tepki sert olduğunda anlarsınız ki bir daha o alanın içerisinde olmak tehlikeli olacaktır. Ceyda, aynı sıcaklıkta tebessüm etti. Bu görünmeyen ama bizi sınırlayan toplumsal normların artık bir anlamının olmadığının en açık göstergesiydi. Bir şey daha var sevgili günlük. Geçen haftanın anarşisti yaramaz kız çocuğu siyahlarını üzerinden atmış, mini elbisesi ve yarı amatör makyajıyla çekici bir kadın olmuştu. Kadınlar iktidarı severler ve iktidarın etrafında kutsal bir hale oluştururlar. Bu ereksiyon olmuş bir erkeğin çekiciliğiyle aynı anlama gelir. Unvanlar, zenginlikler ya da lüks arabalar bir erkeği erkek yapan şeylerdir. Ceyda yanımdan ayrılırken güneş gözlüğünün ardına saklanan gözlerim hareket eden kalçalarının ahengine bırakıyor kendini yükselen libidom adeta dizginlerinden boşanıyor.

Arabamı çalıştırırken elimdeki kitapları yanımdaki boş koltuğa fırlatıyorum. Sistem bizi her zaman ait olmadığımız bir şeye benzetmeye çalışır. İnsanlar bunu gerçek benlikleri olarak algılarlar. Yabancılaşma, onu fark ettiğiniz an sahici bir yabancılaşmadır. Hiçbir şey sizin değildir; eşitsizlerin dünyasında birilerini yok etmeden asla var olamazsınız. Garip bir his var içimde, gri kentin renksiz yollarını arşınlarken kendimi parasını ödediğim bir fahişenin kollarında buluyorum. Bir insan neden gençliğinin baharında ve daha yirmi bir yaşındayken böyle bir şeyi yapar ki? Şimdi, o Ceyda oluyor, ben ise onun her işte başarılı hocası oluyorum.

Bana bir masal anlat fahişe, içinde öznelerin olmadığı bir masal. Dünyaya gelirken insan kendisi kadar bir fanusla gelirmiş ve o fanusun dışına çıkmaya korkarmış. Yoksulluk adım adım sürüklerken insanı koca bir hiçliğe… Uçurumun kenarındaki küçük araba masanın ucundan yere yuvarlanır ve ön camı paramparça olur. Tek vücut olduğum o an Ceyda karşımda ve zevkten gözlerini kısmış karnımı sıkıyordu. Bu durum hayali kahramanımın erken yitimine sebep oldu. Karşımda Ceyda değil, fahişe duruyordu. İstediğinden daha fazlasını evde bırakıp çıkıyor ve kanalın yolunu tutuyorum. Akşam çıkacağım canlı yayına hazırlanmalı ve asistanlarımın hazırladığı metinleri okumalıyım. Kanala yorgun ve sinirli giriyorum. Etrafıma bağırıp bilerek ‘Tekinsizlik’ imajı veriyorum. Böylece kontrolümü asla elden bırakmıyorum. Kanaldaki herkes etrafımda dönüyor ve işte yine biricik dünyamın sahibi oluyorum. Kendi küçük dünyamın tek sahibi…

Yine de bugün sınıfta gördüğüm ve kitap okuduğunu hissettiğim gözlüklü oğlan çocuğunu unutamıyorum. Sevimsiz ve bildiği konularda taviz vermeyen bir tip; hak ettiği notları verip, kendime fazla bela etmemeliyim onu. Genelde kendime rakip gördüğüm kişileri görmezden gelerek daha rahat geçiştiririm. Ancak bu çocuğun bakışlarının altındayken, onu görmezden gelmek zor olacağa benziyor. Neyse bu mide bulandırıcı erkek bozuntusunu daha az kaleme almayı umuyorum.

Ve eski pop yıldızımız yani kanalın güzel konuğu yanıma geliyor ve yanağıma küçük bir öpücük konduruyor. Şimdi, biz tüm bu soytarılıkları sizin için sahnelerken bir yerlerde yoksulların evlerinde her yeni gün başka trajediler yaşanıyor. Çocuğunun karnını doyuramadığı ya da yeteri kadar ısıtamadığı için kendi canına kıyan annelerin ülkesinde kocaman gülümseme ve eski pop yıldızı sevgili arkadaşımın seksi kıyafetiyle yaşanan trajedileri televizyon sayesinde absürt komediye dönüştürüyoruz. Bir gün daha sona ererken görevini yapan bir general edasıyla evin kapısını açıyorum. Küçük kızım kollarıma koşarken varlığını zihnimden tamamen siliyorum. İnsan kendi çocuğunu zihninden silebilir mi? Yabancılaşmanın bu evresindeyseniz insan olduğunuzu zaten çoktan unutmuşsunuzdur.

Odanın kapısı kapandığında yatağın huzurlu kollarında ve karımdan uzaktayım. Evlilik, acizliğimi gizleyemediğim ve beni her zaman ezen bir kurum. Daha doğrusu karımın karşımda güçlü bir figür gibi durmasını sindiremiyorum. Şimdi, defterin kapağını yüzüne kapatırken sakın telaşlanma tekrar döndüğümde mide bulandırıcı tüm bu şeylerin daha başlangıç olduğunu göreceksin. Şahitliğine güveniyorum, asla yalan söylemeyeceğini ve bu satırların geri dönüşünün olmadığını biliyorum. Kimseye görünme ve ben izin vermediğim sürece kalbinin sayfalarını bir başkasına açma sevgili günlük.

¹ Marx, Karl ve Engels, Friedrich (2013). Alman İdeolojisi. Çev: Tonguç
Ok ve Olcay Geridönmez. İstanbul: Evrensel Basım-Yayın.

T.Hardy